Kesinlikle yanlış okumadınız, bu kitap apartmanlara girebiliyor. Hem de, güzel ülkemdeki hemen hemen her apartmanın girişinde “ Pazarlamacılar giremez! ” yazısına rağmen.

Artık markaların ya da marka olmak isteyenlerin, en ulaşılmaz yerlere ve kişilere ulaşabilmek için kırk takla atmasına, başka ülkelerden aldığını yurdum insanına anlatabilmek için dilinde tüylerin bitmesine gerek kalmadı. Artık, o overlok makinası gerçekten ayağınıza geldi. Nasıl mı ? Tabi ki, Salih Seçkin Sevinç ‘in bu 172 sayfalık canım kitabıyla. Ve perde açılsın!

” Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya “

Sosyal tayfa bilir, “Daha Başka ” dijital ajansının kurucu ortaklarından ve harbi yiyenlerin nam-ı değer “Halk Gurmesi” olarak bildiği Salih Seçkin Sevinç’ in Eylül 2015te “Pazarlama İleşiminde Sosyal Medya” kitabı yayımlandı ve bir yapbozun aranan parçası gibi tam yerine oturup boşluğunu doldurdu. Ve şimdi hızla değişen düzen ve gelişen teknoloji klişesine hiç girmeden size hemen bu yol rehberini anlatmak istiyorum.

Dili, benzer konularda yazılanlara meydan okurcasına akademik tatlardan uzak olan kitabımız üç bölümden oluşmakta. Bunlardan ilki ‘ Değişim Başladı ‘.

Burada, miadını dolduran geleneksel medyanın, Web 2.0 ile olan isteksiz tanışıklığından ve tüm toplulukların bu sayede çevrimiçi birer köye dönüşme hikayesinden söz ediyor. Ve firmaların çevrimiçi bir köye dönüşmekle, aslında sınırları kaldırarak vakitten ve mekandan nasıl yüksek bir kâr kazandığının da altını çiziyor. Çünkü, sınırların kalkması demek bilginin ve hizmetin tüketiciye, daha zahmetsiz ve de daha hızlı ulaşması demek. Bu da sadece firmanın değil, tüketicinin de kazandığı anlamına geliyor. Hele ki tüketicinin hobileri ya da ihtiyaçları biraz “Niş” oluyorsa! Ama çok şükür ki sosyal medya, geleneksel medyanın belki de en yetersiz olduğu bu ” Niş Pazarlama” konusunda pek becerikli. Ve onun sayesinde benzer şeylere ihitiyaç duyanlar artık aynı platformlarda biraraya gelebiliyor, sorunlarını kolaylıkla halledebiliyorlar.

Kitabımızın ikinci bölümündeki reçete niyetindeki başlık ise; İçerik,Samimiyet ve İlk Adım. Başlığı özetleyen bir alıntı yapacak olursak;

” Eğer elinizde bir ürün ya da bir hizmet varsa, sosyal medyada sunabileceğiniz içeriğiniz de var demektir. “

Tabi bunu samimiyet ve süreklilikle de harmanlarsanız tadından yenmez. Peki tüm bunlar yeterli mi ? İçeriği kendinize saklayacaksanız tabi ki yeterli! Ama biliyorsunuz, yazıp yazıp en kuytuya defter sakladığımız dönem çoktan sona erdi. Bu yüzden, içeriğinizi aynı konuya ilgisi olan başka insanlara da duyurmak istiyorsanız ” Ağ Günlükleri ” dediğimiz bloglara uğramanız gerekiyor. Yazarımızın, blog servis sağlayıcılarından tavsiye ettikleri; blogspot,wordpress ve tumblr. Bunlar arasında en favorisi ise kullanım kolaylığı ve hazır tasarımlarından dolayı Tumblr. Bunlar çift yönlü iletişimin sağlandığı, müşterinin doğrudan markayla biraraya geldiği mecralar. Ve bu mecralarda elinizdeki ürünü, müşterinize gazeteye ya da televizyona verdiğiniz reklamlardaki bir dille pazarlamayı denerseniz tepe-taklak olursunuz alimallah! Daha birçok ayrıntının ve tüyonun verildiği bu bölümü, firmaların kulağına küpe olacak bir notla bitiriyor ve üçüncü bölüme geçiyorum.

” Markalar, her ne olursa olsun bloglarında paylaşımlarının altına yorum yapılmasına izin vermeli ve kendi marka haberlerinin dışında farklı öğeler bulundurmak için çalışmalıdır. “

Ve her cümlesi birer nokta atışı son bölümün başlığı şu şekilde: Yol Haritası. Bu kısmı da kısaca şöyle özetleyelim. Birinci kısımda içeriğini belirleyen ve bunu samimiyetle destekleyen A firması ikici bölümde, ürün ya da hizmetini duyurmaya karar vermişti. Bu yüzden de blog ve web sitelerinin kapılarını tıklatmış kendine uygun olanla, yüzünü müşterilerine göstermişti. Fakat bir de sürdürülebilirlik vardı, değil mi ? İşte bu kısımda da bunu ayrıntılayalım. Herşeyi yoluna koyan A firması sattığı ürünle doğrudan ilgisi olmayan, ama kullanan kişilere hep kendisini hatırlatacak bir uygulama üretirse hem sadece tek bir ürünle hatırlanmaz hem de sunduğu farklı imkanlarla bile akıllarda kalmayı başarır. Bu da onun sürekliliğini destekler. Bunu yapması için de güncel olanın ve dönemin en çok ihtiyacı olan şeyin ne olduğunu bilmesi gerekir.
Ve yol rehberimiz burada sona eriyor. Unutmamamız gereken şey, bu kitabın yazılırken, anlattığı bir çok şeyin şuan bitmiş ya da değişime uğramış olduğu. Çünkü tıpkı Twitter’daki gibi daima bir akış var. Bu yüzden sizi bu nacizane özetle başbaşa bırakıp, sosyal bir ayraç olarak başka bir kitabın sayfalarına doğru yol alıyorum. Keyifli okumalar.

Kitabı buradan satın alabilirsiniz.

Kitabın Tanıtım Bülteni:

Geleneksel Medya Miadını Doldurdu mu?

Milyonlarca liralık TV reklamlarının yaratamadığı etkiyi yaratan çok özgün işlerle artık her gün karşılaşıyoruz. Tüm şirketler, “sosyal medyada yoksan, yoksun!” acı gerçeğiyle yüzleşmeye başladılar. “En iyisini biz yaparız, bizim ürünümüzü alın” diyenler eski itibarlarını çoktan kaybettiler. Tüm dünya bir kabuk değişimi yaşıyor. Elbette buna direnenler de var.

Pazarlamanın geleneksel medyanın tekelinden sıyrılmaya başladığı bir çağda yaşıyoruz. Bir yandan da bizi biz yapan geleneksel değerler yeniden önem kazanıyor. Yaratıcılık, girişimcilik, cesaret gibi kavramlar artık daha değerli. Sosyal medya, ateşi tanrılardan alıp insanlara sunabilme fırsatı yaratıyor. Tamam, ama ellerimizi yakmadan bunu nasıl yapacağız?

Pazarlama iletişimi hassas bir konu. Hele sosyal medyada pazarlama daha da hassas… Kabuk değişimine direnmeyen, kendini doğru ifade edebilen markalar insanlara daha kolay ulaşıyor. Söylediğiniz her satış cümlesini ağzı açık dinleyip itaat eden kalabalığın yerini daha bilinçli, seçici ve zorlayıcı bir müşteri profili alıyor. Tam da bu nedenle, sosyal medyayı doğru, dürüst, bilinçli kullanan markalar ayakta kalırken baba yadigârı çığırtkanlığa devam edenler Youtube’da komik bir video olmaktan öteye geçemeyecek!

İnce Kapak:
Sayfa Sayısı: 232
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Optimist

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.