Uzun bir aranın ardından tüm sosyallere merhaba!

Sosyal Ayraçlar olarak; geçtiğimiz yılın Ekim ayında Thy Yayınları adına Optimist Yayın Grubu tarafindan basıma hazırlanan The Business of Influence ile karşınızdayız. Yani ” Dijital Çağda Pazarlama ve Halkla İlişkiler

Philip Sheldrake’in kaleme aldığı ve Ümit Sensoy’un İngilizce aslından çevirdiği, bu cafcaflı mavi ansiklopedinin ayrıntıları, birazdan Sosyal Ayraçlar ile tarafınıza aktarılacaktır.

Öncelikle temel sorulardan başlayalım. Mesela bu kitap neden yazıldı? Genel olarak nelerden bahsediyor ve hangi sorulara yanıt arıyor? Ve son soru: Bu kitap, ne kitabı? Pazarlama, Sosyal Medya, Reklam, Metin Yazarlığı ya da Seo mu?

Şimdi son sorudan ilk soruya doğru gidelim. Malumunuz, artık bir ada parçası gibi kendi kendine yetenlerin aksine tüm ekosisteme karışmayı tercih eden kuruluşlar var. Bu kuruluşlar, paydaşlarına ve müşterilerine karşı belirlediği stratejilerin merkezine “etki” kavramını oturtuyor. İşte bu kitap, stratejilerini gerçek hayata uygularken ne derece etkili olduğunu ölçümlemek isteyen ve ” Etki Profesyonel’i nasıl olunur?” sorusuna cevap arayan kuruluşlar için yazılmış bir rehber. Yani bu bir ‘ETKİ‘ kitabı.

Kitabımızın genel olarak yanıt aradığı sorular ise şöyle :

1. Bir yandan Sosyal medyanın yükselişini izlerken bir yandan, hedeflerimize ulaşmak ve rakiplerimizi alt etmek istiyoruz, değil mi? Pazar zaten, toprak atsan yere değmez! E biz bu pazardaki hara güreden nasıl sonuç çıkacağız abii ?

2. Etki süreçleri, uygulayıcılarına yani şu Etki Profosyoneli dediğimiz kişilere, yönetim kurulunda daha fazla yetki sağlayarak, kuruluşa nasıl daha sistemli ve ölçülebilir şekilde yayılabilir? Bir de bu var.

3. Bu kişilerin baş etmesi gereken büyük trendler neler?

4. Bu işi kimler yapar?

Kitap, benzer alanlarda yazılanların geçiştirdiği “etki” kavramını o kadar derinlemesine ele almış ki her birini anlatmaya kalksak bu sayfa böyle uzar gider. Bu yüzden yukarıdaki sorulardan giderek kitap hakkında genel bir bilgiye sahip olabileceğimize inanıyorum.

İlk soru için “Sakin!” diyelim öncelikle. Tamam, haklisiniz. Sosyal medya aldı başını gitti. Bir yandan rakipler bir yandan hedefler var. Birini alt etmek diğerini hayata geçirmek istiyoruz. Peki ne yapacağız? Yazarımızın bu konudaki tavsiyesi “Altı Etki Akışı” modelini uygulamamız. O da şöyle oluyor:

* Kuruluşumuzun paydaşlara etkisi
* Paydaşlarımızın bizimle ilgili olarak, birbirine etkisi
* Paydaşlarımızın kuruluşumuza etkisi
* Rakiplerimizin paydaşlarımıza etkisi
* Paydaşların takiplerim izle ilgili olarak birbirine etkisi
* Paydaşların rakiplerimizi etkisi

Processed with VSCO with g3 preset

Maddelerin niteliğine biraz yakından bakıp kafa yorarsak; Altı Etki Akışının, paydaşlar, işletmeler, çalışanlar, müşteriler ve rakipler arasındaki etkileşimin bir haritası olduğunu, ayrıca kuruluşlarla ilgili farkındalığı basitçe ortaya koyduğunu görebilmek mümkün. Bir de paydaşlara “Ağdaş” olarak bakabilirsek ne âlâ!

Gelelim ikinci soruya. Yazarımız bu soruyu yani etki profesyoneline daha fazla yetki verilmesi meselesini “Etki Puan Kartı ” diye bir kavram ile açıklıyor. Bu kavram da aslında bir “yönetim yönetimi“dır. Bu puan kartı, ‘istenilen davranışları ve sonuçları besleyen yapı’ ile odaklanma ve kuruluş sınırları içinde ortak bir dil sunuyor. Kuruluşa rekabet üstünlüğü kazandırmak için etkiyi stratejinin merkezine koymamızı öneriyor.

Peki ya takip edilmesi gereken trendler? Akla ilk gelen ya da gelmesi gereken; teknoloji, akıllı telefonlar yani android nesnelerin oluşturduğu bir hayat. Yazar, bu nesneler sayesinde dünyanın her yeri ile kurtulan etkileşime “Nesnelerin İnterneti” diyor. Ve büyük trendleri Web 3.0 a giriş yaparak takip edilebileceğinin de altını çiziyor. Bu arada Jeremy Rifkin’in de ayni isimdeki kitabına yani Nesnelerin İnterneti‘ne buradan göz atabilirsiniz.

Gelelim son soruya. Bu işi kimler yapar?

Tabiki, Etki Profosyonelleri ! Yani, iletişim, pr, pazarlama ve reklam gibi mesleklerin bütünsel bir uzmanlık dalına dönüştürülüp ardından bu kuruluşların yarattığı kişidir. Stratejileri etkili bir şekilde sunabilmek için hangi yaklaşımların uygun olduğunu bilen ve paydaşlar arasındaki en ufak etkileşime bile duyarlı olan kişidir.

Genel bir değerlendirme yapacak olursak, bugün hangi kuruluş olursa olsun (ister sosyal medya ajansları, reklam ya da pazarlama) aslında tek bir iş yapıyorlar. O da ‘Etki İşi‘. Çünkü birilerinin ürünlerimizi satın almalarını, bizi anlatıp duyurmalarını ya da bizim için çalışmalarını istiyoruz. Bunun için de etki yöntemini uyguluyoruz. Philip Sheldrake ise sunduğu modeller ile bu yönteme yeni bir boyut getiriyor ve akıllı şirketlerin bu yeni modeli uygularak rakiplerine rekabet üstünlüğü sağlayacağına inanıyor.

Aynı kanıda mıyız? Kesinlikle evet!

KÜNYE
Yazar : Philip Sheldrake
Sayfa Sayısı : 252
Yayınevi : TÜRK HAVA YOLLARI YAYINLARI
Tür : İş Yönetimi

Kitabı satın almak için tek tık yeterli!

Yazar Hakkında

Ailesiyle girdiği en ufak münakaşada "Sen bizle anlasamıyon,halkla nasıl ilişki kuracan!" cümlesini duyan ve her duyduğunda etrafına adeta, annesinin akşama solucan yerine karnıyarık getirdiğini gören bir leyleğin şaşkınlığıyla bakan, bir garip PR'cı. Ha bir de not: Asansörü çağırıp beni aşağıda bilmem kaç saat bekletenleri hiç sevmem, lütfen!

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.