Son zamanlarda sıkça duymaya alıştığımız Endüstri 4.0 kavramını Klaus Schwab kitabında çok iyi özetlemiş. Peki nedir bu Endüstri 4.0 ya da bir diğer deyişle, 4. (dördüncü) Sanayi Dönemi? : 4. Endüstri Devriminden sonraki sanayi dönemi. Pek açıklayıcı olmadı değil mi 🙂

Gelin isterseniz hep birlikte, yazarın da kitapta ele aldığı gibi, tarihi sırasıyla ele alalım. Hepimizin ta ilkokuldan beri bildiği o meşhur endüstri döneminden başlayalım. Bu endüstri devriminin başında bir sıra numarası yok çünkü daha öncesinde böyle bir devrim yapılmamış (aslında dünya öyle kabul ediyor, yoksa ne sanayi devrimleri var 🙂 )

İlk olma özelliği taşıyan hepimizin bildiği bu endüstri devrimi, kendisinden sonra çıkanlarla karıştırılmamsı için Endüstri 1.0 ya da Birinci Endüstri Devrimi olarak adlandırılıyor. 18. ve 19. yüzyıllarda buhar makinesinin demir yolları ve diğer sanayi alanlarında kullanılmaya başlanmasıyla bu devrim gerçekleşmiş. İlk olarak İngiltere (Birleşik Krallık), sonrasında Avrupa, Amerika… Ve hepimizin kabahati yüklediği o düzenler, kapitalizm ve sosyalizmin ortaya çıkışı…

Uzatmayalım, bu devrin ardından elektrik ve montaj hatlarının kullanılması ile seri üretimin mümkün hale gelmesi, tarihte 2. Sanayi Devrimi olarak yerini alıyor ve Endüstri 2.0 dönemine (ikinci endüstri dönemi) geçiliyor.

1960’lı yıllarla birlikte 3. endüstri devrimi yapılıyor ki bu dönem yarı iletkenler, bilgisayarlar ve internetin insan hayatına damgasını vurduğu Endüstri 3.0 dönemi olarak adlandırılıyor. Bu devrimi bilgisayar devrimi ya da dijital devrim olarak da nitelendiriyor yazar. Bu dönem bitti mi? Hayır. Hala kanımızın her hücresinde bu devri yaşamaya devam ediyoruz ama yeni bir döneme geçişe de şahit oluyoruz. Bu devir,kitabın da ismini aldığı 4. endüstri devri ya da Endüstri 4.0 dönemi. Giderek akıllanan ve birbirleriyle iletişime geçen cihazlar, yapay zekalar, Siriler, Watsonlar, Atlas robotlar, Google Homelar, bu şehadetimizin birer nişanesi olarak günden güne gündelik kullanımımıza giriyorlar.

Dördüncü Sanayi Devrimi; Klaus Schwab; Optimist Yayınları; 2016

Endüstri 4.0 devrimini ise yazar sadece akıllı makineler ile sınırlandırmayıp daha geniş kapsamda ele alıyor. Nanoteknoloji, biyoteknoloji, yenilenebilir enerji ve kuantum bilgiişleme teknolojilerinin hepsinin iç içe geçip bu dönemde fiziksel, dijital ve biyolojik alanlarda karşılıklı etkileşimde bulunması olarak açıklıyor kavramı ve kitabın tamamında da bu kavramları derinleştirerek aydınlatıyor bizleri.

Şu sorulara bir cevabınız var mı?

  • Endüstri 4.0 döneminde istihdam nasıl olacak?
  • Makineler tamamen bizim yerimizi mi alacak?
  • Yeni iş kolları açılacak mı, açılırsa bunlar neler olacak?
  • Gelişmiş ekonomilere etkisi ile gelişmekte olan ekonomilere olan etkisi ne olacak?
  • Devlet otoritesi, hükûmet ve kamu denetimi nerelerde olacak yoksa külliyen bitecek mi?
  • Savaşlar yerini tamamen siber savaşlara mı bırakacak?
  • İnsanlar robotlaşacak mı?
  • Giyilebilir cihazlar mı saracak etrafımızı?
  • Daha sağlıklı olacak mıyız ve tabi, ölümsüzlük mümkün mü?

Sizin cevabınız mutlaka vardır ama müellif tüm bu soruları Dünya Ekonomik Forumu verilerinden hareketle, daha elle avuçla tutulur, istatistiksel rakamlarla cevaplandırmaya çalışıyor.

Dahası ve beklide kitabın en keyifli yeri, sonunda ek olarak verilen “Derin Değişimler” kısmı. Bu bölüm teorinin pratiğe dönüşünü gözler önüne sererek okuyucuya bu dönemde kendini nelerin beklediğini bayağı bayağı anlatıyor. Bu dönemde neler olacak, bunların olumlu yönleri nelerdir, olumsuz yönleri nelerdir, riskler ve hali hazırda yaşanan dönüşüm gayet güzel açıklanıyor. Kitabı İngilizce’den dilimize kazandıran Zülfü Dicleli de temiz ve akıcı bir çeviri yapmış.

Yavaş yavaş günlük hayatımızda da yaşamaya başladığımız dördüncü sanayi devrimini anlamak ve nereye gittiğimizi görebilmek adına okunmaya değer, ufuk açıcı bir kitap. Kelimeleri kitabın özeti mahiyetindeki bir alıntı ile bitirelim:

Dördüncü sanayi devrimi insanlığı robotlaştırma ve böylece -çalışma, topluluk, aile, kimlik gibi- geleneksel anlam kaynaklarımızdan ödün verme potansiyeli taşıyor. Ya da dördüncü sanayi devrimini insanlığı, ortak kader duygusuna dayalı yeni bir kolektif ve ahlaki bilinç düzeyine yükseltmek için kullanabiliriz. Bu sonuncusunun gerçekleşmesini sağlamak bütünüyle bizlere kalmıştır…

Kitabı satın almak için tıklayın.

Yazar Hakkında

Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi. Sosyal Medya ile bayağı ilgili. Doktora tezini bu konuda yazdı. Ayrıca Klasik Türk Müziği ile ilgilenir. Ney üfler. Fotoğraf çekmeye gayret eder. Kahve sever.

İlgili Yazılar

1 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.