Salih Seçkin Sevinç bu sefer bambaşka bir kitapla karşımızda. Ama ne kitap… Elinize alır almaz bizi anlayacaksınız. Cep kitabı desek değil, normal ebatlar ise hiç değil. Şaşırıyor muyuz? Aslında pek değil, zira kendi şahsına münhasır üslubunu kitabının şekline de yansıtması beklenirdi Salih Seçkin Abimizden.

Kitap, Harbiyiyorum.com üzerindeki yazıları içeriyor. Ama o yazılardan önemli bir farklılık var, o da bu kitabın hazırlanmasında gösterilen titizlik… Zira online mecrada yazdığınız yazıyı bir eksiklik, bir hata olsa düzeltebiliyoruz kolayca ama kitap öyle mi? Eksiksiz, hatasız olmalı… Bunun için Salih Seçkin Sevinç’in kılı kırk yardığının bizzat şahitlerindenim.

Malûmunuz Kayseri’de konferans vermek üzere misafir etmiştik kendisini sosyalayraclar.com ekibi olarak. Kayseri’de geçirdiği 3 gün boyunca gezdiği mekanları, yiyip içtiği şeyleri daha ayrı bir özenle inceledi. Kitapta gezdiği tüm yerlere yer vermemesi, bu özenin önemli göstergesi aslında. Blogda da yer alan tüm yazıların kitabında olmadığını görüyoruz ki bu da bir diğer ispatı. O nedenle kitapta yer verilen mekanlara gönüüüül rahatlığıyla gidilebilir, bizzat kefilim 🙂

Nereler var bu kitapta diye bakacak olursak,  beklendiği üzere Avrupa ve Asya yakaları ayrı ayrı olmak üzere en başta şehirlerin sultanı İstanbul var. Kadıköy’den Karaköy’e, Fatih’ten Üsküdar’a geniş bir yelpaze mevcut. İstanbul’daki mekânları anlatan pek çok kanal ve yayın mevcut ama Anadolu’ya baktığımızda durum farklı. İşte bence kitabın en kıymetli yerini bu sayfalar oluşturuyor. Çanakkale, Edirne, Sakarya, Manise, Ayvalık, Ankara, Afyon, Gaziantep, Erzurum, Sivas, Mardin, Hatay, Urfa ve Kayseri. Buralarda ne yenir diye sorulunca ortaya çıkan şeyler çok tatmin edici değil, di, taki Harbiyiyorum’a kadar. Mesela Kayseri’de ne yenir diye sorunca her yerde elbette mantı, sucuk ve pastırma çıkıyor ama elbette bu kadar değil.

Kayseri’de ne yenirmiş, bkz. Salih Seçkin Sevinç’in tavsiyeleri:

  1. Ağaçaltı’nda sac kebabı (Harbiyiyorum.com üzerindeki yazı için tıklayınız.)
  2. Altınsaray’da pöç ve kuzu dolma (Harbiyiyorum.com üzerindeki yazı için tıklayınız.)
  3. Meşhur turşucu Bayram Usta’da kete ile turşu (Harbiyiyorum.com üzerindeki yazı için tıklayınız.)
  4. Testi’de kuru fasülyenin kralı Şükrü Usta’nın yerinde elbette testi kebabı ve testide kuru fasülye (Harbiyiyorum.com üzerindeki yazı için tıklayınız.)

Kayseri gibi, hangi şehirde ne yenir, Salih Abi açık seçik anlatmış, adres ve telefon numaralarına kadar belirtmiş. Eğer bu şehirlerden birine giderseniz, yanınızda Harbiyiyorum kitabını bulundurmanız şiddetle tavsiye olunur. Bu arada kitabın üzerinde “Türkiye’de Harbiden Nerede Ne Yenir” ibaresinin altında kocaman bir “1” görüyoruz ki bu da kitabın ikincisinin geleceğinin mutlu habercisi gibi gözüküyor. Dört gözle bekliyoruz…

Hayykitap’tan çıkan bu eseri satın almak için tıklayın.

Harbiyiyorum; Salih Seçkin Sevinç; Hayykitap; 2016

Harbiyiyorum; Salih Seçkin Sevinç; Hayykitap; 2016

Yayınevi’nin notu:

Modern çağın avcılığıdır lezzet peşinde koşmak. Ölçeği evrensel ebata getirdiğimiz zaman şunun şurasında yeryüzünde daha birinci gününü yaşayan insan için avcı-toplayıcı atalarının iç güdülerinden pek de uzaklaştığı söylenemez. İşte bu kitap modern zaman avcılarına adanmıştır. Harbi Yiyorum‘da Salih Seçkin Sevinç’in Türkiye’de 6 yılda keşfettiği 130 ayrı lezzeti ve bu lezzeti nerede avlayacağınızı bulacaksınız!

Evet bu kitap 6 yıllık bir emeğin ürünü. Hem yıllar içinde filtrelenmiş ve demlenmiş, hem de son aşamada tekrar gözden geçirilmiş 130 lezzet noktasını içeriyor. Ayrıca hızlıca derlenmiş değil, kitap olsun diye ortaya çıkan bir kitap ise hiç değil.

Harbi Yiyorum’u okurken merkezde bir lezzet ve o lezzet üzerine şekillenmiş hikayelerle karşılaşacaksınız. Okuyacağınız yazıların hepsi tek bir kişi tarafından kaleme alınmış olsa bile bunları hep “biz” penceresinden okuyacaksınız. Neden mi biz? Çünkü Salih Seçkin Sevinç 6 yıldır iyi ya da kötü yüzlerce restoranda yemekler yedi. Hiçbirinde de yalnız yemedi. Neşemizi, derdimizi, hikayelerimizi, başkalarının hikayelerini paylaştığımız sofra başını o da başkalarıyla paylaştı. İlişkiler geliştirdi, bunun tadını doyasıya çıkarmaya ve bunları arşivlemeye karar verdi. İşte bu yüzden hiçbir yazısını “Bu olmuş, ya da bu olmamış!” diye kurgulamadı. Sadece zaman hızla akıp giderken gelecek nesillere ve tarihçilere Türkiye’nin bir dönem yeme-içme kültürüne projeksiyon olacak bir eser bırakmak istedi.

Harbi Yiyorum‘la ilgili yorumlar:

“Doğrusu yeme içme konularıyla uğraşan biri olarak onun el attığı alanlardaki derinliğine, araştırmalarına şapka çıkardım.”
Ahmet Örs – Sabah

“Bir şehri gezeceksiniz ve nerede ne yenir bilmiyorsanız Harbi Yiyorum var. Bir nev-i yeme-içme külliyatı.”
İnci Tulpar – Posta

“Onu takip etmemin nedeni bir felsefesinin olması. Kendisine halk gurmesi diyor ve arka sokak lezzetlerini keşfediyor. Çok güzel fotoğraflar eşliğinde mekan ve sahibinin hikayesini yazıyor.”
Savaş Özbey – Hürriyet

“İster sanat için yiyorum, ister toplum için yiyorum deyin, Türkiye’de yeme-içme ile ilgili aradığınızı bulacağınız yer burası.”
Ekşisözlük

 

 

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.