Ömrünün sonuna kadar tavuk kalabilirsin!

Karma karışık bir ofis düşünün şimdi. Parmakları klavyeye yapışmış, müşterilerin bitmek bilmeyen isteklerine hızlıca cevap vermeye çalışan bir adam var. Diğer taraftan patronunun çığlığı kulağını tırmalıyor. ” New businesslarınız hazır mı? ” . Eyvahlar, Oflar kafada bir bulutun içinde dönüp duruyor. Ve tam o esnada mail kutusuna bir öykü düşüyor:

” Bir zamanlar, büyük bir dağın tepesinde bir kartal yuva yapmış. Bir süre sonra kartalın, dört adet yumurtası olmuş. Ve dağda bir deprem olmuş. Kartalın yuvasındaki dört yumurtadan biri, depremin şiddetiyle yuvadan düşüp, dağın tepesinden yuvarlanarak bir çiftliğe ulaşmış. Bu, bir tavuk çiftliğiymiş. Çiftlikteki tavuklar, kendi yumurtalarına pek benzemeyen bu değişik ve biraz da büyük yumurtayı sahiplenmek istemişler. Yaşlı bir tavuk, yumurtayı koruması altına almış. Ve zamanı gelen kartal, nihayet yumurtasını kırmış ve dünyaya gelmiş. Bir tavuk çiftliğinde olduğu için haliyle kendini tavuk sanmış. Ve tıpkı bir tavuk gibi büyümüş. Zaman zaman kendini “Ben çevremdeki tavuklara benzemiyorum… Acaba ben kimim?” diye sorgulasa bile bir süre sonra tavuk olduğunu gene kabul ediyormuş. Bir gün çiftliğin tepesinde yukarılardan birkaç kartalın özgürce uçtuklarını görmüş.
– Aman Allah’ım! Ne kadar güzel uçuyorlar! Ben de onlar gibi uçmak istiyorum… Tavuklar, onun bu sözlerine hep birlikte gülmüşler. – Sen bir tavuksun. Şunu asla aklından çıkarma: Tavuklar, kartallar gibi uçamazlar. Küçük kartal, o günden sonra hemen her gün gökyüzüne bakıyor ve yukarılarda uçan kartal arıyormuş gözleriyle…. fakat her defasında tavuklardan ayni cumleleri duyan kartal bir zaman sonra göklerde özgürce kanat açmak düşüncesinden vazgeçmiş ve yaşamını bir tavuk gibi sürdürmeyi kabul etmiş; bir tavuk gibi sürdürdüğü yaşamının sonunda bir tavuk gibi ölmüş. ”

Bence tam tersi bir cümleyle biteceğini zannettiniz. Ama öyle kolay olmuyor işte her şey! Ne demişler, ” Eğer yenildiğini sanıyorsan yenilmişsindir. “

kümestekikartalnedenuçamaz / sosyalayraclar

Evettt elimizdeki eser, E-tohum projesinin kurucusu ve daha birçok başarılı işin kahramanı Burak Büyükdemir’in Kümesteki Kartal Neden Uçamaz isimli kitabı. Gerçi cevabını hikayede kendisi vermiş ama biz diğer kartallardan bahsedeceğiz. Tavuk kümesinde yavaş yavaş kanat çırpmaya çalışanların ve çok büyük mucizelerle ya da kahramanlıklarla değil de, az bir çaba ve sabırla da her şeyin mümkün olabildiğini gösterenlerin öyküsünü sıralayacağız.

BU BAZEN PİJAMALARINI GİYSEN BİLE TAKIM ELBİSE RAHATSIZLIĞINI HİSSETMEN GİBİ

2000li yıllar; asansörlerde, kahve molalarında ve kokteyllerde internet üzerinden para kazanma muhabbetlerinin yapıldığı yıllardı. Çünkü insanlar gazete ve dergilerde, oturduğu yerden para kazananların hikayelerini okudukça gaza geliyor, o gazın etkisiyle de ” hadi bir site kuralım”lı cümleler kurmaya başlıyorlardı. Peki ama eviniz müstakil mi ya da ofise dönüştürecek bir garajınız var mı? Yok mu? O halde üzgünüm…

İşin şakası bir yana kitapta verilen örneklere bakınca, evden çalışmanın aslında hiç kolay olmadığını, pijamalarınızı giyseniz bile takım elbise rahatsızlığını hissettirdiğini göreceksiniz. Çünkü yazarımızın da dediği gibi ” İnternet ve evden çalışmak için hayal edilenler sanıldığı kadar kolay değil. Pijamanın rahatlığı yok. İnternet üzerinde yeni bir site kurmak, bunun üzerinden para kazanmak artık ilk günlerden de zor duruma geldi. İnternete bağlananların sayısı arttığı gibi rekabet de hızla artıyor. Bunun yanı sıra başlangıç için koymanız gereken sermaye miktarı da bahsedilenler kadar düşük değil.”

İşte yazarımız bu kitapta bizlere, garajlarımızın olmaması sebebiyle ilk aşamada evlerinden nasıl bir işe başlayabileceklerini ve bu fikri nasıl başarılı hale getirebileceklerini örnek e ticaret siteleri ile anlatıyor. Mesela en sevimli bulduğum ” ilkhediyem.com ”

Ilkhediyem, yeni doğan bebeklere gönderilebilecek hediye sepetleri hazırlayıp online olarak satışa sunuyor bizler için. Peki nasıl başlamışlar, hikayelerine bir göz atalım:

Ayşe ve Kerim çiftimiz var. Kerim çalışıyor, Ayşe ise yeni doğum yapmıştır. Eve bebek için gelen hediyeler Ayşe’nin aklına parlak bir fikir getirir. Kendisi gibi yeni doğum yapan annelere hediye edilmek üzere bir bebek sepetleri hazırlayacak ve online olarak satışa sunacaktır. Sepetlerini hazırlayan Ayşe, ilk olarak “minigift” adında bir site açar, daha sonra adını ilkhediyem.com olarak değiştirir. Ve Garanti bankasının elektronik mağazalarından birini kiralar. Sadece kulaktan kulağa yayılarak başta sadece bir iki ürün satan site şuan binlerce ürün satmıyor ama bir dantel örer gibi yavaş yavaş büyüyor. En çok dikkat ettikleri nokta ise, eski müşterilerine gösterdikleri özen. Çünkü yeni müşterilerin eskilerin tavsiyesi ile geldiğini biliyorlar.

Bir diğer evden çalışma öyküsü de ” bebekveanne.com “

Bebekveanne.com; hergünü bir dolu satışla geçen bir site değil. Fakat sürekliliğini sağladığı ve samimiyetini eksiltmediği sürece beklediği başarıyı yakalayacağına inananlardan. Peki ilk olarak nasıl başlamışlar, bir bakalım. 29 Ocak 2002’de dünyaya gelen site, Yeşim Hanım’ın “Çalışmak istiyorum fakat, iş bulamıyorum. ” diye yakınırken, doktor arkadaşının ” Bir bebek sitesi yapar mısın?” demesiyle başlar. Hemen sağlık kurumlarının ve doktorların internet sitelerini kurcalar, dergi ve kitaplardan araştırmalar yapar. Ve iş siteyi kurmaya gelince İTÜ’nün tasarım kursuna gitmeye başlar. Dreamweaver’dan birşey anlamayınca o da Frontpage programında deneye yanıla sabahlara kadar çalışarak sayfayı oluşturmayı başarır. Fikir hazır, site hazır, peki ya duyurum? Yeşim Hanım hemen üye olduğu haber.gen.tr’ye internet siteleri bölümünde yayınlanması için bir e-posta yollar. Ve bir sabah mail attığı sitenin her gün üyelerine gönderdiği bültenin içinde günün sitesi bölümünde harika bir yazı görür. “Dünyaya ilk adımını atan miniklerin bir elinden anneleri bir elinden de ‘Bebek ve Hayat’ tutuyor… ” yazıyordur. Böylece sitenin sloganı da belli olmuştur. Zamanla sitenin tasarımını daha iyi hale getirmek ister, bunun için de 3 ay kursa gider ve biraz daha geliştirir. Yeni yeni bilgiler öğrenmeye başlar.

Yani, anne babaların aradıkları bilgiyi, bir sürü sayfayı tek tek arayıp bir oradan bir buradan değil, tek bir yerden bulmalarını sağlayan ” bebekveanne.com ” , ilkhediyem.com‘dan farklı ilerlese bile yazarımızın da dediği gibi ikisi bir araya geldiklerinde aslında daha büyük bir sinerji yaratabilirler. Yani hem doğrudan elektronik ticaret hem de sürekli içerik.

* Bu arada kitabımızın bir de “Girişimci Gençler ” kısmı var. Burada da Büyükdemir, e ticaret girişiminin başarılı örneklerinden olan, yemeksepeti.com ve gittigidiyor.com gibi sitelerin öykülerine yer veriyor.

Büyükdemir o kadar fazla örnek vermiş ki, her birini anlatmaya kalksak bu liste böyle uzar gider. Bu yüzden sadece, henüz emekleme aşamasında olan annevebebek.com ile ilkhediyem.com’u anlattık. Her site için ayrı ayrı önerilerde bulunan Büyükdemir, ilkhediyem.com için,” Girişimini büyütmesi için işbirliklerini arttırması ve bu konuda çalışan diğer basılı ve internet mecralarıyla tanışması ve karşılıklı neler yapacağını konuşması lazım” diye önerilerde bulunurken, bebekveanne.com için de ” Anne ve bebek konusunda basılı bir çok dergi raflarda yerini almaya başladı, bunun yanı sıra bu konuda da basılan kitap sayısı artmaya başladı. Bu firmalarla tanışıp gelir paylaşımı modeli ile işini geliştirebilir. Bunun yanı sıra internet üzerindeki diğer mağazalara kendi ürününün tedariğini sağlayabilir.” diyor.

Özetle, internet üzerinde bir girişimde bulunmak isteyenlerin kulağına küpe olacak tavsiyelerde bulunan Büyükdemir, fikrin site haline gelmesinden tutun da, sitenize uğrayan ziyaretçinin, müşteriye dönüşmesinden ve ardından o müşterinin satın alma davranışına giden yollara kadar anlatmış. Tavsiye edilir mi?
Gönül rahatlığıyla hem de!

Ve bir sürnot:

Bazen yaşamda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey çabalardır. Eğer yaşamda herhangi bir çaba olmadan ilerlemenize izin verilseydi, o zaman bir anlamda sakat kalırdık. O zaman olabileceğimiz kadar güçlenemezdik. Asla uçamazdık.


Yayınevinin Notu
Hepsi birer aşk hikayesi
Nevzat, amerika’daki yüksek lisans eğitimini yarıda bırakıp Türkiye’ye döndüğünde, kendisine gelecek vaadeden bankadaki işinden ayrılan Melih’le birlikte risk dolu bu projeye atıldı. Cem de diğer işlerini bırakıp teklif edilen ortaklığı kabul etti.Kendilerini bekleyen zor günleri hiç bilmiyorlardı. Ufak bir adımla yemeksepeti.com’un uzun yolculuğuna başladılar.
Burak ve Serkan, üniversite hayatları boyunca aldıkları eğitimi düşünmeyip mimarlık yapmaktan vazgeçtiler. Kurulu düzenlerini bozdular. Evden çalıştılar. Sıkıntı çektiler. Birlikte gittigidiyor.com adındaki hayallerinin peşine düştüler.
Halil, internette kolay hatırlanmak ve ileride marka olabilmek amacıyla, bebek.com ismini satın aldı. Alan adlarını alabilmek için evini sattı. Bu sırada ekonomik krizle mücadele etti. Küçük şirketini kurduğunda elinde maddi hiçbir şey kalmamıştı. Çevresindeki herkes ona farklı gözle bakmaya başlamıştı. Bir çok kimse hayallerine ve yapacaklarına inanmıyordu.
Onları bu yoldan çevirmeye çalıştılar, şevklerini kırdılar. Fikirlerini anlattıklarında çok bükük dudaklar gördüler. Aynı denizde yolculuk yapıyorlardı. Birbirlerini tanımıyorlardı ama hepsinin ortak özellikleri vardı. Aşıktılar, odaklanmışlardı, büyük dalgaları aşmayı, fırtınalarla savaşmayı ve en sonunda hayallerine ulaşacakları limanı düşündükleri için bu denizde yolculuğa başlamışlardı.

Yazar Hakkında

Ailesiyle girdiği en ufak münakaşada "Sen bizle anlasamıyon,halkla nasıl ilişki kuracan!" cümlesini duyan ve her duyduğunda etrafına adeta, annesinin akşama solucan yerine karnıyarık getirdiğini gören bir leyleğin şaşkınlığıyla bakan, bir garip PR'cı. Ha bir de not: Asansörü çağırıp beni aşağıda bilmem kaç saat bekletenleri hiç sevmem, lütfen!

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.