Selam sosyal okurlar!

Biliyorum hava fazlasıyla sıcak, hele bir de yazı, tatile gitmeden evde geçirecek olanlardansanız Allah başka dert vermesin. Ama iyisi mi altında buz gibi limonatanızı yudumlayacağınız, şöyle Algida’lı bir şemsiye versin. Tamam son kez sıcaklar bahane, saçmalamak şahane diyerek artık konuya giriyorum.😄

Şimdi bir arama motoru düşünün;

” Adaçayı diş eti hastalıklarına iyi geliyo mu? Enter.
Seçim sonuçları noldu? Enter.
Tarkan cidden evlendi mi? Enter,
Kürk Mantolu Madonna’dan acıklı birkaç cümle, enter. ”

gibi kafanızı kurcalayan, siyasi, ekonomik, sosyal yada magazinsel milyarlarca farklı soruya ciddiyetini bozmadan en mantıklı cevabı veren, hakaret edercesine yapılan yanlış aramaları bile sineye çeken ( gireceğimiz siteyi adres barına değil, ona yazmak gibi… ), internet trafiğinin % 82’sini yöneten, evet tüm bunlara katlanan tabi ki de Google’dan başkası değil ! Peki ama Google’ın tam olarak ne olduğunu hiç düşündük mü ya da nasıl ortaya çıktığını, tepesindeki isimleri ve elbette ardındaki diğer gizli kahramanları?

Evet, sosyal ayracınız sizler için şimdi de, “Google Nasıl Yönetiliyor?” kitabını yorumluyor.

Öncelikle kitabımızı kaleme alan Eric Schmidt ve Jonathan Rosenberg’i ve elbette Alan Eagle’i tanıyalım.

Eric Schmidt : Kendisi Google’ın eski CEOsu olmakla birlikte, Google’ın Silikon Vadisi’nde bir startup olmaktan çıkıp, teknolojinin lideri bir şirket olmasında en büyük paya sahiptir. Şuanda Google’ın İcra Heyeti Başkanı’dır. Peki ne yapıyor? Şöyle ki, ortaklık ve iş ilişkileri kurma, sosyal yardımları yönetme, CEO ile kıdemli diğer yöneticilere danışmanlık gibi Google’ın harici meseleleriyle ilgilenmekte.

Bir diğer kahramanımız Jonathan Rosenberg. Google’ın kıdemli başkan yardımcısı olan Rosenberg aynı zamanda Larry Page’in de danışmanı. (*Larry Page Google’ın CEO’su yani esas adamlardan.) Şirketin işe alım politikalarının geliştirilmesine katkı sağlamış, iletişim ve pazarlama uygulamalarında büyük paya sahiptir.

Tabi bir de Alan Eagle var. Bu abimiz de 2007’den bu yana Google yöneticileri için kurumsal iletişim müdürlüğü yapmakta ve aynı zamanda Eric ve Jonathan da dahil olmak üzere birçok Google yöneticisinin konuşma metinlerini hazırlayıp, iletişim danışmanlıklarını yürütmüştür.

Şimdi kitabımızın içeriğine gelelim. Üstteki fotoğrafta görüldüğü üzere, içindekiler kısmına bakınca, bir yandan rengarenk ofisleri ile üretkenliğini zirveye çıkarmak isteyen bir yandan da mobil cihazlar üzerinden dünyayı değiştirmeyi hedefleyen dev bir şirketin genç girişimcilere kulağa küpe olacak tavsiyelerini görüyorsunuz. Peki ya diğer sayfalarda ne var?

EN BAŞTAN BAŞLAMA BAĞIMSIZLIĞI

Öncelikle Google’ın kurucu beyinlerinden olan Larry Page’in önsözünü es geçemeyeceğim. Şirketin küresel çaptaki güçlülüğünün sırrı diyebileceğimiz bu kısımda Larry Page, ” Profesör de olsam şirket te kursam, tek istediğim hakim fikre boyun eğmek yerine, her açıdan durumu değerlendirip en baştan başlama hakkına sahip olmaktı.” diye fısıldıyor. Ve Google’ın kuruluşunda, tüm başarı ya da başarısızlıklarının altında “En Baştan Başlama Bağımsızlığı”nın etkisi olduğuna dikkat çekiyor.

Şimdi önsözü bir kenara bırakalım. Ve esas hikayeye geçelim.

KAPSAMLI İŞ PLANI

Stanford Üniversitesinde okuyan, iki Amerikalı tarafından 1998 yılında kurulan Google, o dönemde, California’nın Mountain Viev bölgesinde bir internet firmasıydı. Üstelik şuanki kadar ne çalışanı ne de bütçesi vardı. Tam bir startup şirketti. ( Düşük bütçe ve kısıtlı sayıda elemanla çalışan şirketlere verilen isim.) Ta ki, Eric Schmidt, MikeMoritz’den çok önemli bir mail alana kadar. ( Mike Moritz, Google’ın yatırımcı şirketlerinden birini temsil eden bir abimiz) Mailde Moritz, Eric Schmidt’e bir teklif sunar. Google’ın Finlandiya ile rekabet etmesinin bir teklifi! ( Bu arada Google beş yıllık bir internet firması iken Finlandiya demek o dönemin en büyük teknoloji firmasi olan Microsoft demekti. (Mesele anlaşılmıştır heralde. ) Mailin ardından Eric Schmidt Google ailesine çoktan dahil olmuş ve kurucu beyinlerle ilişkileri güçlendirmeye başlamıştır. Çünkü Schmidt, Google’ın elde ettiği trafiğin çok büyük bir kısmının, Microsoft’a ait olan Explorer tarayıcısından geldiğini adı gibi biliyordu. Google’daki herkes gibi o da İnternet’in, geleceğin teknoloji platformu olacağına ve aramanın da bunun en faydalı araçlarından biri olacağına inanmaktaydı. Ve işte bu yüzden Microsoft’takilerin Google’ın yaptıklarıyla ilgilenmesi an meselesiydi. Yani bu mail ile Moritz, bir yandan Google’ın karşısındaki tehlikeden bahsediyor bir yandan ise bu tehlikeden kurtulmanın yolunu da Eric Schmidt’ten hazırlamasını isteyeceği “Kapsamlı Bir İş Planı ” olarak görüyordu.

Nihayetinde malum iş planı hazırlandı ve yönetim kuruluna sunuldu. Eric Schmidt o plan hakkında şöyle diyor, ” Şu an o belgeye dönüp baktığımızda, birçok açıdan herşeyi nasıl da tam 12’den vurduğumuza şaşırdık. Plan, Google’ın nasıl sadece kullanıcıya odaklanacağı ve onlar için kusursuz platformlarla ürünler çıkaracağını anlatıyordu. Ve herşeyin temelinde kullanıcıların olduğunu vurgulayan plan, bu sayede daha fazla kullanıcı çekeceğimizi, daha fazla kullanıcının da daha fazla reklam getireceğini söylüyordu. Yani Microsoft’a karşı yapmamız gereken tek şey harika ürünler çıkarmaktı.” Schmidt elbette yanılmadı.

Her ne kadar Microsoft, Google’a tahtından indirmek için MSN Search, Windows Live ve Bing gibi programlarıyla saldırsa da istediği şöhrete kavuşamadı. Tabi ki programlar kötü değildi, fakat Google çok iyi hazırlanmıştı. Plan tıkır tıkır işlerken Google, aramayı daha iyi ve kullanışlı hale getirebilmek için çalışmaya devam etti. Görseller, kitaplar, YouTube ve bulabildikleri tüm verileri aramaya dahil etti. Yani asıl hedefi kullanıcı olan Google, onları memnun edebilmek ve daima aramayı daha iyi yapabilmek için dur durak bilmeden çalıştı. Gmail ve Docs gibi kendi uygulamalarını çıkardı ve bunları web tabanlı yaptı. Çok hızlı büyüyen online veri ve içerikleri hızla indeksleyebilmek için altyapısını geliştirdi. Sektörün görebileceği en hızlı arama motoru olan Chrome’u yapan Google, zamanla arama reklamcılığını, video ve dijital pazarlama modelleriyle genişleten, bilgisayar merkezli bir dünyayı mobil odaklı bir dünyaya çeviren ve startup olmaktan çıkaran 40 farklı ülkede elli bine yakın çalışanı ile 50 milyar dolarlık bir şirket haline geldi. ( Bu süreç kusursuz ilerlemiyordu elbette çünkü bir yandan Microsoft saldırmaya devam ediyordu. Eric Schmidt te ekibini uyarmaya… )

GOOGLE NASIL YÖNETİLİYOR?

Perdenin önündeki isimlerden yeterince bahsettik. Şimdi de perde arkasındakilere geçelim. Yani Üretken Akıllara!

Google’da çalışan tüm mühendisler ve yetenekli insanlarla geleneksel bilgi isçilerini karşılaştırdığımızda, Google’ın çok farklı türden çalışanlara sahip olduğunu kolaylıkla görebiliriz. Risk almaktan çekinmeyen, hem analitik hem de ticari düşünen ve kullanıcı gibi düşünmeyi de bilen bu gruba Üretken Akıl adı veriliyor.

İşte Google yönetilirken öncelik bu gruba veriliyor. Yani önce onların cezbedilmesi lazım. Peki nasıl ? Şöyle ki, Google, onları nasıl düşünmeleri gerektiğini söyleyerek değiştirmeye çalışmıyor, çalıştıkları ortamı değiştiriyor. Yani, üretken akıllara her gün gelmek isteyecekleri bir ortam oluşturup, şirket kültürlerini benimseterek onları yönetiyor. Çünkü Google’ın çok iyi bildiği birşey var. Şirketle aynı değerlere inanan insanlar, orada çalışmak için can atarken, inanmayanlar çalışmaz.

“Google Nasıl Yönetiliyor” sorusunun bir başka cevabı da “Ofisleri kalabalık tutarak çalışıyor.” Bunun sebebi ise üretken akılların, sürekli diğerleriyle diyalog halinde olmak istemesinden kaynaklanıyor. Bu yüzden ofisler daima kalabalık tutuluyor. Kalabalık olmak beraberinde dağınıklığı getirse bile Google, ” Aileniz bilmiyor ama dağınıklık bir erdemdir.” diyor. Kısacası Google, hangi grup en çok hangi ortamda verimli oluyorsa, ona o ortamı sağlıyor. Ve yöneticiler çalışanlarına daima HAYIR demek yerine bir EVET demeye özen göstererek bir evet kültürü oluşturmaya çalışıyor.

Artık sonlandırmak gerekirse Google’daki tüm bu başarıların ardında yatan sebebin, 2003’te yönetim kuruluna sunulan o amatör plan olduğuna inanan Eric, geriye dönüp baktığında o planda gördükleri şeyin kitabın önsözünde yazan şey olduğundan emindi. ” En Baştan Başlama Bağımsızlığı ”

( Sürekli Ahmet Mithat efendi gibi hikayeyi bölmek istemiyorum ama şunu söylemeden edemeyeceğim. Kitaptaki her konu o kadar samimi ve çoğu zaman o kadar eğlenceli anlatılmış ki, bir sonraki konuyu merak ede ede sonraki sayfaları kurcalayıp duruyorsunuz. )

Google’ı startup olmaktan çıkaran, daha fazla çalışana ve bütçeye sahip olmasını sağlayan hikaye en en kısa haliyle böyle. Ve son olarak, yönetim tekniğinin, başarı ya da başarısızlığının ardında daima ” En Baştan Başlama Bağımsızlığı “nı taşıyan Google, bünyesinde çalışan üretken beyinlerle birlikte kendini yapılandırıp yenilerken ve ortaya yeni bir ürün koyarken aşağıdaki maddeleri ( bu maddeler aynı zamanda açıklamaları derinlemesine anlatılmış konular) uyguluyor ve diğer girisimcilere de tavsiye ediyor :

🔹Sloganlarınıza inanın.

🔹Şirketi, etkisi en büyük insanlar etrafında yapılandırın.

🔹Aileniz bilmiyor, ama dağınıklık bir erdemdir.

🔹Her koyun kendi bacağından asılmaz.

🔹İyi manada çok çalışın.

🔹Kötülük yapmayın.

🔹Pazar araştırmasına değil, teknik bilgiye güvenin.

🔹Veri ile karar verin.

🔹Tutkulu insanlar o kelimeyi söylemez, söylemeyin! ( En büyük tutkum şu ya da bu demeyin. Kiminin en büyük tutkusu, mülakatlarda “tutku ” kelimesini ağzına pelesenk etmesidir. Bu da kötü gidişatın habercisidir.

🔹Taktik defteri yazın.

🔹Hiyerarşi değil, ilişki kurun.

🔹Yerinize adam yetiştirin.

🔹İlkel yaşam formunu ortaya çıkarın.

🔹Neredeyse erişilemez hedefler koyun.

🔹Sizden daha akıllı ve daha bilgili insanları işe alın.

🔹Yalnızca çalışmak için çalışan insanları işe almayın.

🔹Teknolojiden anlayan insanları dinleyin.

🔹Ve tekrar etmek duayı bozmaz!

🔷🔹 Ve bu kitabı mutlaka okuyun! Tabi ki Eric Schmidt’in değil, benim fikrimdi. Yepyeni bir kitapla görüşmek üzere, keyifle kalın! 😊

Tanıtım Bülteni:

Dünya ekonomisinin belkemiği haline gelen, internet trafiğinin %82’sini yöneten bir şirket düşünün.

2013 yılında 53 milyar dolar ciro yaparken, merkez kampüsün bahçesini düzenlemek için çim biçme makinesi almak yerine 200 keçiyi işe alan bir şirket…

Bir yandan rengarenk ofisleri ile üretkenliği tepe noktasına çıkarmayı hedeflerken diğer yandan robot teknolojisi ve mobil cihazlar üzerinden dünyayı değiştirmeye aday bir şirket…

O şirket, Google.

Peki dünyanın en hızlı büyüyen, en çok beğenilen, en çok konuşulan şirketi Google, nasıl yönetiliyor?

Google’ın iki tepe yöneticisi -İcra Kurlu Başkanı Eric Schmidt ve Ürünlerden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Jonathan Rosenberg- tarafından yazılan ve tüm dünyada çok satan listelerini alt üst eden bu kitap, Google’ın oluşturduğu değerler ve şirket kültürü ile dünya lideri bir kuruma dönüşmesinin hikâyesi.

Kitabımızın Künyesi:

Timaş Yayınları,
İlk Baskı Tarihi: Ekim 2015
Çeviri:Cem Özdemir

Satın almak için tıklayın.

Yazar Hakkında

Ailesiyle girdiği en ufak münakaşada "Sen bizle anlasamıyon,halkla nasıl ilişki kuracan!" cümlesini duyan ve her duyduğunda etrafına adeta, annesinin akşama solucan yerine karnıyarık getirdiğini gören bir leyleğin şaşkınlığıyla bakan, bir garip PR'cı. Ha bir de not: Asansörü çağırıp beni aşağıda bilmem kaç saat bekletenleri hiç sevmem, lütfen!

İlgili Yazılar

1 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.