Hergün uğramadan geçmiyoruz.

Onsuz neredeyse yapamıyoruz.

Bilgisayarı açar açmaz mutlak suretle açık pencerelerimizden biri o oluyor.

”Facebookla beni, dürttüm seni, son fotoğrafımı laykladın mı?” dilimize kattığı jargonlar arasında.

Z kuşağının sosyal ağlar arasındaki ilk göz ağrısı: ”Facebook”

Bir de ”facebook, facebook hergün aradım durdum.” diye bir şarkısı var ki bence de oraya hiç girmeyelim.

Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformu %94 lük dilimle lider ağ Facebook. İnstagram’ın, Twitter’ın, Pinterest’in niş siteler oluşu kimimizin daha çok işine gelir oldu ama Facebook’ta bir büyü var ki bir türlü ondan vazgeçemiyoruz. Hakeza bunda Facebook’un kendini durmadan güncellemesi ve Sosyal Pazarlama mecrası haline gelmesi büyük etken. Kurucusu Mark Zuckerburg, dünyanın en genç zenginlerin biri olarak anılıyor. Şimdilerde bir çocuğu dünyaya geldi, aktif olarak kullandığı Facebook sayfasında da bebeğiyle bir fotoğraf paylaştı.( buradan bakabilirsiniz )

İnsanlar onun hayatını merak ediyorlar. Geçmiş yazılarımda da bahsettiğim üzere( yazı burada ) bunca insanı müptelası haline getiren site Facebook ve yaratıcısı Mark Zuckerberg’in anlatıldığı bir David Fincher Filmi olan The Social Network‘ten bahsedeceğim.’

The Social Network / Sosyal Ağ

The Social Network / Sosyal Ağ

    The Social Network filmi,  okuduğu üniversite Harvard’da eğlenmek amacıyla Fashmash isimli bir site açan gencin Facebook’a uzanan azimli yolculuğunu ve dünyanın en zenginlerinden biri oluşunun zorlu hikayesini anlatıyor. Film Mark Zuckerberg’in kız arkadaşıyla tartışarak başladığı son derece zekice repliklerin aktığı bir diyalogla başlıyor. Zuckerberg’in kız arkadaşından ayrılmasıyla Facebook un Facebook olma süreci hız kazanıyor. Durun durun… Bu size bir şey hatırlattı mı? Sevgilisinden ayrıldıktan sonra notlarındaki önlenemez artışa şahit olanlar aramızda mı? Ya da işinde çığır açanlar? Bu işte hepimizin hikayesi aslında.Herkesin çığır açma anlayışı farklı tabii. O yüzden Zuckerberg Facebook’u yaratıp dünyanın en genç zenginleri arasına ismini yazdırdı, bizse… Neyse neyse… Hadi dönelim filme. Twitter Fenomeni Ciddigibiyim / Sosyalayraclar

Süreç Facebook’un ortaya çıkmasıyla beraber Mark Zuckerberg’in yakın arkadaşının Zuckerberg’e kendisinin Facebook fikrini çaldığı iddiasıyla dava açması etrafında şekilleniyor.

David Fincher‘in yönetmenliğindeki 2010 yapımlı film, ”Birkaç düşman edinmeden 500 milyon arkadaşa ulaşamazsın.” sloganını hafızalara kazıyor. Facebook gibi son derece spesifik bir konuyu muazzam bir şekilde ele alarak sıkıcılıktan çok öteye geçmiş Fincher, sağ olsun.

Filmin sonlarına doğru filme dahil olan ”Sean Parkur” rolündeki Justin Timberlake’nin oyunculuğu ise harika denibilecek kadar kendisine hayran bırakıyor.

Son zamanlarda Sosyal Pazarlama’nın vazgeçilmez mecrası haline gelen Facebook hakkında çekilmiş son derece keyifli bir film bu.

Film bir Beatles şarkısı eşliğinde son buluyor. Aşağıya bıraktım.Bakalım siz de benim gibi keyif alarak izleyecek misiniz? İzledikten sonra bana katılırsanız ses edin, katılmazsanız da ses edin. 🙂 İyi dinlemeler, keyifli seyirler. 🙂

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.