E-ticaret ve online pazarlama ile alakalı bir şeyler yapan ve yapmak isteyenlerin mutlaka seyretmesi gereken bir film Stajyer (The Intern).

Genellikle okullarından mezun olmadan önce sektörü de tanısın bilsin gibi naif bir amaçla okullar tarafından mezuniyet şartı koşulan, çoğu zaman fotokopi çekmenin ve eğer daha kurumsal bir işletmede yapılıyor ise kağıt öğütmenin başlıca vazife olduğu staj; kimi zaman da girişken öğrenciler ve öğretmeye açık işverenlerin bir araya gelmesiyle tadından yenmeyen oldukça önemli bir dönemdir.

İsminden de belli olduğu üzere filmin konusu da staj yapan bir stajyer ile alakalı ama alışık olduğumuzun aksine mezuniyet hayalleriyle başında kavak yelleri esen bir öğrenciden değil, hayatını telefon rehberleri (90’lı yıllarda çocuk olanlar Altın Rehber diye hatırlayacaklardır) imal etmekle geçirmiş, 70’ine merdiven dayamış torun sahibi dul bir beyefendiden bahsediyoruz. Dede demiyorum çünkü Robert De Niro’nun canlandırdığı Ben Whittaker karakteri, bir dededen ziyade, görmüş geçirmiş, her yanından tecrübe akan bir centilmen.

Sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde emekli stajyer ilanı veren moda içerikli bir e-ticaret sitesinde stajyer olarak başlayan Ben’in başından geçen olaylar, hani artık ağızlara sakız oldu ya, “X nesli”, “Y nesli”, “Z nesli” diye, işte bu nesiller nedir sorusunu uygulamalı olarak cevaplıyor.

Daha iş ilanında ne istenildiğini dahi zar zor anlayan, USB’nin ne olduğunu torunundan öğrenen, işe geç kalmamak için iki ayrı saatin alarmını ayrı ayrı kuran, işine takım elbisesi, çantası ve asla vazgeçmediği mendili ile iki dirhem bir çekirdek giden, stajyer masasına iki adet tükenmez kalem, masa saati, hesap makinesi koyarak çalışma ortamını hazırlayan ihtiyarın; yeni nesil ofis ortamında iş yerinde bisiklet ile gezen, hiyerarşik bir yönetim yerine modern bir yönetim anlayışını benimsemiş, çocuk da yaparım kariyer de diyen, hatta çocuğa yirmi birinci yüzyılda görmeye alışacağımız şekilde kocasının baktığı, çok yoğun çalışan, gecesi gündüzü olmayan, hatta çalışmaktan yemek yemeyi dahi unutan, YouTube’da moda fenomenliğinden 2 sene içerisinde 200 çalışanı olan muazzam büyüklükte bir e-ticaret sitesi sahibesi Jules Ostin (Anne Hathaway) ile olan ilişkisi ve iletişimini gördüğünüzde jenerasyonlar arasındaki farkın ne derecelere çıktığının farkına varıyorsunuz. Ama stajyerimiz yeniliklere açık, harbi girişimci. Bu özellikleri ile tecrübesi birleşince ortaya babacan, işbilen, her derde çözüm sunan, güvenilir bir koç, bir danışman çıkıyor ki herkesin derdi de zaten iş yerinde bu vasıflarda birini istihdam etmek değil mi…

Stajyer - Tecrübe Asla Eskimez

Film hem e-ticaret sitelerinin çalışma serüvenini, hem çalışanlarla olan ilişkiyi hem de aile ile olan ilişkiyi ortaya koyması ve tezatlıklar içermesi bakımından enteresan ve bir o kadar da sürükleyici bir senaryoya sahip. Benim filmdeki bir sahneden hareketle yöneticilerimize bir tavsiyem var: Lütfen çalışanlarınızı ekonomi değil, business class ta uçurun ve otel odalarını ayrı ayrı alın. Koca koca işletmeler, CEO lar da dahil olmak üzere hala ekonomi sınıfında gidiyorlar ya; hele de koca koca direktörleri için 2 yataklı tek bir oda ayırt ediyorlar ya… Bu tavsiyeye kulak verin lütfen sayın yöneticilerim… Evet 2bin TL daha fazla vereceksiniz ama uzun vadede inanılmaz faydasını göreceksiniz emin olun.

E-ticaret, e-pazarlama ve sosyal medya konularında çalışanların seyretmekten zevk alacağını tahmin ettiğim bir film Stajyer. Tavsiye olunur…

Filmden bir alıntı ile noktalayalım: “Doğru olanı yapmak, hiç yanlış olmamıştır.” İyi seyirler…

Yazar Hakkında

Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi. Sosyal Medya ile bayağı ilgili. Doktora tezini bu konuda yazdı. Ayrıca Klasik Türk Müziği ile ilgilenir. Ney üfler. Fotoğraf çekmeye gayret eder. Kahve sever.

İlgili Yazılar

1 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.